1 Ekim 2008 tarihinden sonra kamu görevine başlayan memurlar, emeklilik dönemlerinde büyük hak kayıplarıyla karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, mevcut emeklilik sisteminin memurların maaş ve ikramiye beklentilerini ciddi şekilde azalttığını ve bu durumu adaletsizlik olarak değerlendirdiklerini ifade ediyor. 2008 öncesi ve sonrası göreve başlayan memurlar arasında belirgin bir emeklilik eşitsizliği söz konusu.
2008 öncesi çalışan kamu memurları, 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli maaşlarını gösterge, ek gösterge ve tazminatlar üzerinden alırken; 2008 sonrası memurlar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na tabi olarak prime esas kazanç üzerinden emekli olma durumundalar. Bu durum, emekli maaşlarında %25 ila %40 oranında bir düşüşe neden oluyor. Aynı görevde ve unvanda bulunan iki memurdan biri rahat bir emeklilik hayatı sürerken, diğeri ciddi ekonomik zorluklar ile karşılaşabiliyor.
Emekli ikramiyelerinde de önemli kayıplar yaşanıyor. Döner sermaye, teşvik ödemeleri ve sabit ek ödemeler, prime esas kazanca tam olarak yansımadığı için emekli ikramiyeleri eksik hesaplanıyor. Ayrıca, ek göstergelerin 5510 kapsamında büyük ölçüde işlevsiz hale gelmesi, unvan, kıdem ve kariyer emeklilik hesaplarında beklenen olumlu etkileri yaratmıyor. Güncelleme katsayısının yalnızca enflasyon ve büyüme hızının bir kısmını dikkate alması, emekli maaşlarının zamanla ciddi şekilde erimesine yol açıyor.
Uzmanlar, memurların emeklilik öncesinde gerçek maaş tablolarını görememelerinin en büyük sorun olduğunu vurguluyor. Emeklilik sisteminde yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla önerilen düzenlemeler arasında, 5510 sayılı Kanuna tabi memurların maaş ve ikramiyelerinin 5434 sayılı Kanuna benzer şekilde hesaplanması, prime esas kazanca tüm ödemelerin tam olarak yansıtılması ve ek göstergelerin yeniden etkili hale getirilmesi yer alıyor.